7-8 Şubat 2009
Hasan Dağı Ankara'dan yakın olması sebebiyle dağ özlemini giderebildiğimiz güzel yerlerden. Cafer tabiriyle "bizim dağımız" :)
Hal böyle olunca Berna, Ben, Ülkü atlayıp arabaya; yine gittik Hasan'a. Dağa yaklaşımda otele doğru yol kardan dolayı kapanıyor. Arabanın çıkmadığı böyle bir yerde bizler etrafa bakınırken iki araç geldi. Jeep rahat geçti. Diğer aracıda halatla çekti. Ali İhsan Bey'le burada tanıştık. Bizim aracıda çekme teklifinde bulundu. Bu nazik ve güzel davranışının sonucunda kampı 700-800 metre daha ileriye, yol kenarına kurduk. Orta şiddette rüzgar arkadaşımızdı. Ali İhsan Bey'ler EDAK'tan 5 kişilik bir ekibin üyesi. Daha önce batı yüzünden çıkmadıkları için bizimle birlikte gelme kararı aldılar.
Gece 02:45'de tırmanışa başladık. Otel bölgesinde EDAK ekibiyle birleştik. Kar bu bölgede bile sertti. Tırmanış için uygun bir ortam sağlaması muhtemel yani. Normal bir tempoda yükselmeye başladık. Karşıdan baş ağrısını tetikleyen rüzgarı sürekli yedik. Gevenlerin üzerinde yer yer buzlar vardı. Berna'nın mide bulantısı eksik olmadı. Birçok kez kustu. Daha fazla ilerlemesi sağlığını tehlikeye atması durumu doğuracaktı. 2450m civarından dönme kararı aldım. Ülkü'de EDAK ekibiyle gitmeyeceğini söyleyince ekip olarak geri döndük. Ülkü gün doğumunu izlemek için geride kaldı.
Dönüşte fırtına Hasan'ı kapladı. Kampa ulaşıp, çadırı topladık. Balaklavam kafamda Ankara'ya doğru düştük yola...
Başka sefere yine deneyeceğiz tabiki.. Güzel olan da bu zaten...





