Fotoğraf ve Doğa Sporları

Hayata dair birkaç anı...

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Anasayfa Dağcılık Hasan Dağı (3268m) Kuzeydoğu Kar Kulvarı Tırmanışı

Hasan Dağı (3268m) Kuzeydoğu Kar Kulvarı Tırmanışı

e-Posta Yazdır PDF

16-17 Mayıs 2009

Bu yıl güzel yağış olmasının etkilerini Ankara Aksaray yolunda izleyerek gidiyoruz.  Yeşillikler arasından çıkan sapsarı çiçek deryaları olabildiğince uzanıyor. İnsanın yeşilliğe karışıp koşası, elini içerisine bırakışı ve sırt üstü uzanıp sessizce doğayı dinleyesi geliyor.

15:00’da Hasan Dağı Karbeyaz otel üzerindeki yayladayız. Etraf yeşil çimenler ve yıldız gibi olan beyaz çiçeklerle dolu. TDF otelin yakınında kamp kurmuş. Kamp yerinde kar yok. 300-400m yükseldikten sonra bütün dağ kar altında.

Erken saatte uyanıp tırmanışa başlıyoruz. Amacımız kuzeydoğu rotasından çıkmak. 2 saat kadar sonra yarım ay doğuyor. Kar öbeklerinden yansıyan ay ışığı eşliğinde yükseliyoruz. Arkamızda onlarca ışık öbeği. Bütün coğrafya ayaklarımızın altında.  Artık şehir arkada bıraktığımız, geriye döndüğünde yalnızca ışıktan ibaret bir manzara.

India… Incredible India… Ayışığında Berna’min güzel sesiyle bu sözler tırmanışa eşlik ediyor. O güzel coğrafya, muhteşem dağlar fotoğraf karesi gibi gözümüzün önüne geliyor. Daha çok motive oluyoruz. Kar sertleşip yer yer buzlanmanın başladığı yerde 2600m civarında krampon takıyoruz. Kulvar 2700m civarında başlıyor. Önce bir yan geçişle kendimizi kulvarın ortasında buluyoruz. Yarısına kadar tırmandığımızda eğimin 45 derece civarı olduğu yerde Berna ile ip birliği yaptık. Önde ben, arkada Berna. Artık daha rahatım. Ayak bileklerinin ağrıdan kopma noktasına geldiği zamanlarda durup mola veriyoruz. Ne yazıkki eğimli yüzey dinlenmeye pek müsait değil. Kulvarın bitimine yakın güneş ilerleyen zamanla kar tabakasının üzerine geliyor. Güneş gören yere ayağımı basmamla birlikte “kütürt” sesini duymam bir oldu. Korku… Nefes almadan bekleyiş. Berna’ya dönüp elimle dur ve sessiz işareti yaptım. Çanta, baton perlonu çıkarttık. Kayalıkların dibine doğu büyük adımlarla yan geçtim. Arkamdan eşim de geldi. Hızlıca buradan kurtulmalıyız. Erken saatlerde güneş görmeyen yerler görece güvenliydi fakat güneş olunca kaya yakını ilerlemek bizim için kurtarıcı pozisyonunda. 3000m civarında kar kulvarı bitiyor. Doğu ile kuzeydoğu rotaları arasındaki sırta çıktık. Burada uzunca mola verip sıvı aldık. Kar-kaya karışık sırttan ilerleyerek krater çanağına çıktık. Her zamanki gibi zirve uzakta. İn çık, in çık… Bilek seviyesinde batan karda ilerlerken arada bacak boyu kara batmak bu işin ceremesi. Zirve kütlesinin olduğu yerde batı yüzüne geçtik. Burada kar sert. “Front point”le yükselmenin zevkini alarak 11:00’da zirvedeyiz. Berna’mla yarım tebrikleşiyoruz. TDF epey ayrık parçalar halinde zirve yapıyor. Burada bir sürpriz bizi bekliyor: Müslüm Abi’yle karşılaşmak zirvede nasipmiş.

20 dakika oyalandıktan sonra inişteyiz. 3000m yükseklikte mola verdiğimiz sırta tekrar geri geldik. Çıktığımız kulvardan mı yoksa TDF’nin geldiği yerden mi insek diye kararsız kaldık. Kütürt sesini duymamız ve Müslüm Abi’nin çığ düştüğü için kayalıklara yakın geldiklerini söylemesi bu rotayı tercih ettirdi. Bahar mevsiminde doğu rotalarının pek tercih edilmemesini bildiğim halde buradayız. İki kaya kütlesinin daralıp eğimin arttığı yerde Berna kaydı ve aramızdaki ipi elimle yakaladım. Ufak bir kayma olduğundan durdurma pozisyonuna geçmedim. Çok korkmasına rağmen soğukkanlılıkla toparlandı ve ayağa kalktı. Kaymayla birlikte bir kar akması da meydana geldi. Bunu dehşetle izledik. Buradan derhal uzaklaşmamız gerek. Aşağı doğru inmeye devam. İp, iki adet düşüşü daha engelleyerek; ip birliği konusunda kararın ne kadar doğru olduğunu ortaya koydu. TDF’nin çıkış yaptığı rota sola doğru kayalıkların görece yakınından kıvrılıp arazinin konveks olduğu yerde aşağıya iniyor. Geçtikleri saati düşününce buranın çok talihsiz bir seçim olduğunu anlıyorum. Fakat bizim için önümüzde başka seçenek yok. Buradan tırmanmalarına hayretler içerisindeyim. Çığ için eğim müsait ve konveks. Çok tereddütle, şıpır şıpır terleyerek aşağı inip koşarcasına uzaklaşıyoruz.

Kampa varınca derin bir oh ve  iki nescafe. Arabaya atlayıp; arkada heybetli Hasan Dağı manzarasıyla yoldayız. Yolda bir-iki kelebek fotoğrafı, Aksarayda Karadeniz pidesi, biten dizler ve güzel evimiz.

 

 

Son Güncelleme: Cumartesi, 23 Mayıs 2009 22:14  

Fotoğraflar